Ana Sayfa / Yazarlar / Aydın Başar / Kürt Sorunun Kesin Çözümü

Kürt Sorunun Kesin Çözümü

İki sene kadar önceydi, çalıştığım ortaokuldaki idare odasına, on iki- on üç yaşlarında iki çocuk, onların annesi ve bir de dedeleri geldi. Sade kıyafetlerinden ve çekingen tavırlarından, köyden yeni geldiklerini tahmin etmiştim.

Halim selim görünüşlü dedeleri daha selam verir vermez, elindeki nüfus cüzdanlarını bana doğru uzattı. Doğu şivesiyle;

– Hocam! Çocukları okula nakil yaptırmak istiyoruz, dedi.

Nüfus cüzdanında Siirt – Baykan-  Ziyaret beldesi yazdığını görünce, kendiliğinden gelişen bir refleksle birden ayağa fırladım!

– Siz Veysel Karani Hazretlerinin memleketinden mi geliyorsunuz? Buyrun buyrun hoş geldiniz, diyerekten onlara oturmalarını işaret ettim.

Bir taraftan bilgisayardan işlemleri yaparken diğer taraftan da amcaya köyleri ile ilgili merak ettiğim ufak tefek sorular soruyordum. Ağzı dualı amcamız gayet samimi ve mütebessim bir şekilde sorularıma cevap veriyordu. Hazretin menkıbelerinden, türbedeki ziyaretçilerin çokluğuna kadar birçok şeyi konuştuk.

Veysel Karani Hazretlerinin isminin bereketiyle açılan sohbetimiz, feyizli ve tatlı bir hal aldı. Odadaki dört kişinin de gözlerindeki ışıltıdan memnuniyetlerini hissedebiliyordum. Mübareğin ismi bile, bu küçük odada karşılıklı sevgi, saygı ve güven ortamının oluşmasına yetmişti.

Ne ben onlara önyargı ile bakıyordum, ne de onlar bana. Ne onlardan bana ufak bir zarar gelirdi, ne de benim onlara ufak bir zararım dokunurdu. Doğuluymuş, batılıymış diye bir şey katiyen söz konusu değildi. Muhabbettin olduğu yerde elbette emniyet olurdu, elbette bir güven atmosferi oluşurdu.

Çözüm Veysel Karani’de

Odaya yayılan bu tatlı muhabbet iklimini acaba tüm memleketimize de taşıyamaz mıydık? Savaştan, terörden, ayrılıklardan tarumar olmuş gönüllere bir teselli bulamaz mıydık? Kin ve nefret gibi duygulardan sıyrılıp, ırka dair vesveseleri elimizin tersiyle itip barış iklimine yelken açamaz mıydık?

Bizi birbirimize bağlayan Veysel Karani Hazretleri gibi bir ortak noktamız varken, ondan aldığımız feyizlerle bu memlekette kardeşçe yaşayamaz mıydık?

Asrın kardeşlik hareketini, Veysel Karani Hazretlerinin manevi huzurunda başlatıp, kardeşlik bildirimizi türbesinin önünde okuyamaz mıydık?

“Müminler ancak kardeştirler” fermanını oradan bütün dünyaya deklare edemez miydik?

Sizlerle paylaştığım bu düşüncelerimi o an amcayla paylaşmamıştım fakat terör sorununun ancak Veysel Karani Hazretlerinin bugün bu odaya taşıdığı ruh ve feyiz ile çözüleceğine kesin kanaat getirdim. İmanın doğuyla batıyı birbirine bağlayan, kalpleri birbiriyle kaynaştıran ne büyük bir bağ olduğunu bir kez daha anladım.

Bu tatlı muhabbetin sonunda ayrılırken amcaya bir kez daha;

– Siz Veysel Karani Hazretlerinin hemşerisisiniz, ne mutlu sizlere. Bir isteğiniz olursa başım gözüm üstüne, dedim.

Çekinerek girdikleri bu odadan, Allah’a çok şükür çok güzel dualarla ayrıldılar.

Bir poşet şeker

Geçen sene yaşadığım buna benzer bir hatıramı daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Öğrenci velilerinden bir ablamız okulda birilerine kızmış olmalı ki koridorda kendi kendine bağırıp duruyordu.  Çocukları ile birlikte kendisini odaya davet ettim. Sıkıntısını öğrenip, elimden ne geliyorsa yapmaktı maksadım.

Sorunun ne olduğunu sordum. Sitemlerine odada da devam etti. Doğrusu kolay kolay sakinleşecek gibi durmuyordu. Bu gibi durumlarda iletişim taktiklerini kullanmakta yarar vardı.

İletişimde geleneksel yöntemi tercih ederek bir bahaneyle nereli olduğunu sordum. Siirtli olduğunu söyledi.

– Veysel Karani Hazretlerini ziyaret ettiniz mi? Diye sordum.

Siirtli olup da onu ziyaret etmemek mümkün mü dercesine bir edayla, defalarca ziyaret ettiğini ve hatta iki üç gün önce de orada olduğunu söyledi. Bunu söylerken sanki az önce bağırıp çağıran ablamız gitmiş, yerine bambaşka bir insan gelmişti.

Heyecanlı bir şekilde oradaki güzelliklerden bahsetti. İnsanların nasıl bir istek ve vecd hali ile orayı ziyaret ettiğini anlatmaya çalıştı. Onun bu halinden Veysel Karani Hazretlerini çok sevdiği anlaşılıyordu. İsmini duyması bile bir anda onun kimyasını değiştirmişti.

Sonra çocuklara Peygamber Efendimizi ziyarete giden Veysel Karani Hazretlerinin o meşhur kıssasını bilip bilmediklerini sordum. Elbette ki biliyorlardı. Bu vesile ile onlara anne rızasını almakla kişinin Cenab-ı Hakkın hoşnutluğunu kazanacağına dair öğütler verdim.

Bir velinin ismini anmanın ortamı nasıl da yumuşattığına o gün o çocuklar da bizimle birlikte şahit oldular. İnşallah büyük zatların sevgisini onlara kazandırma adına bu küçük sohbetimiz hayırlara vesile olmuştur.

Ablamız odadan ayrılırken bana iki üç gün önce Veysel Karani Türbesi civarından aldığı şekerlerden göndereceğini söyledi. Kesinlikle zahmet etmemesi gerektiğini söylesem de yarım saat kadar sonra çocuk ile bir poşet şeker gönderdi. Sanki bu ikramı Veysel Karani Hazretlerinden almış kadar sevindim.

Cenab-ı Allah Veysel Karani Hazretlerinin feyiz ve bereketiyle kardeşler arasındaki tüm huzursuzlukları bertaraf etsin, aradaki buzları eritsin, bizleri iman kardeşi olma şuuruyla yaşatsın ve yüz akıyla kardeşler topluluğu olarak huzuruna kabul etsin. Amin.  Aydın Başar/DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Aydın Başar’dan 300 Kitaplık Tavsiye Listesi

Uzun bir mesainin sonunda 300 kitaplık bir “Müslüman kitaplığı” kitap tavsiye listesi oluşturmuş oldum. Elimden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir