Ana Sayfa / Genel / Cihadı olmayanın hicreti olmaz

Cihadı olmayanın hicreti olmaz

dr-mehmet-surmeli-dinkulturuatolyesi

Cihat, Allah celle celalüh’ün dinini mahkûmiyetten kurtarma, kötülüklere karşı zamanın fıkhına göre bir karşı koyma; tüm güzelliklerin varlığını devam ettirip kötülüklerin yok olması için fıkıhlı, ilkeli, kadrolu, ahlaklı ve plânlı bir şekilde çaba ve gayret sarf etmedir.

Bu manaya göre cihat etmek, Hz. Âdem aleyhis selam’dan Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem’e kadar tüm peygamberlerin ümmetlerine tebliğ ettikleri ve uygulamada örnek oldukları en önemli ibadettir. Özünde, “Allah celle celalüh için çalışma” olduğu için cihat, Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem’in peygamberlik görevi ile beraber başlamıştır.

Cihadın bir türevi olan “mukatele”nin Medine döneminde farz olmasına bakarak, genel anlamda cihadın Medine’de farz olduğunu söylemek, Kur’an-ı Kerim’deki hakikatlerle çatışır. [1] Cihadın Medine döneminde farz olduğunu iddia etmek peygamberlik misyonuna da aykırıdır.

Cihat, Mekke döneminde farz olmuştur ve Hz. Muhammed de bu ibadetin farz olmasıyla beraber cihat etmeye başlamış, insanları Allah’ın dinine çağırmıştır.

dr-mehmet-surmeli-dinkulturuatolyesiCesaret ve yiğitlik

Cihat ibadetiyle bu ibadeti yapan kimsenin kazanmış olduğu nitelik arasında büyük bir ilgi vardır. Cihat insana şecaat, cesaret ve kahramanlık kazandırır. Bu nedenle, denilebilir ki cesaret ve şecaat tüm peygamberlerin temel niteliklerindendir.

Allah celle celalüh, korkak insanlardan peygamber göndermemiştir.

Peygamberlerinin sıfatlarıyla ahlaklanan hiçbir İslâm ümmeti de korkak olmamalıdır.

Cesaret ve şecaatle iman bilinci arasında doğru orantı vardır.

İmanının bilincinde olan hiçbir Müslüman korkak olamaz. Hangi türü olursa olsun korkaklık kâfirlerin ve münafıkların ortak sıfatıdır. Zira onlar cenneti dünyada arayıp buldukları için ahiretten korkarlar ve bu korkaklıkları hayatlarına yansır. Mü’minler için ise ahiret, vuslatın başladığı gerçek hayattır.

En zor şartlarda insanların direncini kırmak ve ölüm endişesiyle onlara korkaklığı öğütlemek, münafıkların davranış biçimi olduğu için Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem, ümmetine şu uyarıyı yapmıştır: “Kim cihat etmez ve cihat etmeyi içinden bile geçirmezse, o kişi münafıklıktan bir şube üzerine ölür.” [2]

Çünkü münafıklar, korkak oldukları gibi Müslümanları da korkutarak kendilerine benzetmek isterler. [3] Hâlbuki “Allah celle celalüh yolunda bir deve sağımı kadar cihat eden kişiye cennet vacip olur” [4] buyuran Hz. Muhammed, “Allah’ın rızasını kazanmak için çalışıp gayret ederken ayakları tozlanan kimseye cehennem ateşinin haram olacağı; dokunmayacağı”[5] müjdesini vermiştir.

Ayrıca insanın, niyetini halis hâle getirmek suretiyle “Allah yolunda yaptığı bir sabah veya akşam yürüyüşü, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır” [6] buyurmuştur.

Müslümanca-dusunce-sayfasiHakkı söylemek

Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem’in cesaret timsali olduğunu söyleyen Hz. Ali radiyellahü anh, savaşlarda korktukları zaman onun arkasına gizlendiklerini ifade etmiştir.

Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem, herkes korkar cesaretini kaybederse, dünyaya kötülerin egemen olup hayatın anlamsız hâle geleceğini biliyordu. Bunun için, “İslam’da, kesintisiz –ruhbaniyet derecesinde- tek uğraşı cihattır” [7] demiş; insanlardan korkup çekinmenin kişiyi hayrı ve doğruyu söylemekten men etmemesinin sözde gerekçesini ise şu şekilde açıklamıştır: “İnsanlardan korkmak ve çekinmek, sizden birisini, gördüğü veya bildiği bir hakkı söylemekten engellemesin. Çünkü söylemiş olduğu bu hak sebebiyle ne (belirlenmiş) eceli yaklaştırılır,  ne de rızkı uzaklaştırılır.” [8]

Bu rivayet aynı zamanda eceli çift kabul eden mutezile ve korkak Müslümanlara(!) önemli bir cevaptır. Cesareti övüp korkaklığı yermesi bakımından şu hadis de oldukça önemlidir: “Hz. Muhammed bir defasında sahabilerine, ‘Sizden biriniz kendini küçük düşürmesin’ deyince arkadaşları da ona ‘Kendimizi nasıl küçük düşürür, alçaltırız?’ sorusunu yöneltmişlerdir. Bunun üzerine Resulullah; “Kişi, Allah için konuşması gereken bir yerde konuşmazsa, Allah Teâlâ ona kıyamet gününde, konuşması gereken yerde konuşmadığının nedenini sorar, o da ‘İnsanlardan korktum.’ der, Yüce Allah da o kişiye: En çok korkman gereken ben değil miydim?” [9] buyurur.

Hak uğrunda konuşmamanın neticesi, Hadis-i Şerifte hem şahsiyet zaafı hem de kıyamet gününde tüm insanların önünde mahcubiyet olarak tanıtılmıştır.

İnsanlardan çekinmeyin

Hz. Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem; “İnsanlar korkak davranır ve her türlü ahlaksızlığa kayıtsız kalırlarsa, içlerinde çok mükemmel insanlar da olsa yine de ilahî cezanın gelebileceğini” [10] belirtmiş ve herkesi şu sözleriyle uyarmıştır: “Bir toplumun içerisinde (aleni olarak) Allah’a isyan içeren davranışlar işlenir ve gücü yeten kimseler de bunlara engel olmazlarsa, Allah umumi bela ve musibetler verir.” [11]

Aynı gemide yaşayan insanlar kötülüklere, ahlaksızlıklara, fuhşa, uyuşturucuya, öldürme ve yaralamalara göz yumarlarsa “gemi su alır” [12] ve bela da ortak olarak herkese birden gelir.

Bu belalardan kurtulmanın yolu, her Müslümanın cesaretini kuşanarak en yakınından başlayıp[13] komşularına doğru açılmak suretiyle İslam’ın güzelliklerini duyurmasıdır. [14]

İnsanlar belki bu gayretleri nedeniyle ilahi huzurda kendilerini savunabilirler.

DİPNOTLAR

[1] Şu ayetler cihadın Mekke döneminde farz olduğuna delildir. Bak: Müddessir 74/2-3; Şûra 42/39; Ankebut 29/3, 6, 69; Şuara 26/214; Furkan 25/52; Nahl 16/125; Yunus 10/104; Lokman 31/17.
[2] Nesai, Cihat, Had No: 2, VI, 8.
[3] Konuyla ilgili bkz: Âl-i İmran 2/154, 156, 168.
[4] Nesai, 25, Cihad, Had No: 25, VI, 25, Abdurrezzak, Musannef, No: 9534, V, 253.
[5] Ahmed, Müsned, III, 367; Nesai, Cihad, 25, Had No: 9, VI, 14.
[6] Abdurrezzak, Musannef, Had No: 9542, V, 259; Müslim, 33, İmare, 30, Had No: 1881, II, 1500; Nesai, Cihad, 25, Had No: 11, VI, 15.
[7] Ahmed, Müsned, III, 266.
[8] İbn Mace, Fiten, 20, Had No: 4007, II, 1328; Ahmed, Müsned, III, 51.
[9] Ahmed, Müsned, IV, 268.
[10] Malik, 56, Kelam, 8, II, 991.
[11] İbn Mace, Fiten, Had No: 4009, II, 1329.
[12] Ahmed, Müsned, IV, 268.
[13] Şuara 26/214.
[14] İbn Kesir, Camiu’l-Mesanid, Daru’l-Fikr, Beyrut trsz, I, 36.

Dr. Mehmet Sürmeli/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Hoca camide değil her yerde olmalı

Hani derler ya; “Bir hayatın içinde acılar, üzüntüler, hayal kırıklığı ve başarısızlık yoksa o hayattan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir