Ana Sayfa / Çocuk Terbiyesi / Anne Baba Okulu / Çocuk Eğitiminde Temel İlkeler

Çocuk Eğitiminde Temel İlkeler

cocuk

Eğitim çok yönlü bir olaydır. İnsan, sahip olduğu özellikleri, birçok etkenin etkisiyle kazanır. İyi bir eğitim için tüm etkenlerin dikkate alınması ve olumlu bir şekilde yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu konudaki görev ve sorumluluk toplumun birçok kesimini fakat en çok da aileyi ilgilendirmektedir. İyi bir çocuk eğitiminde en önemli ilke, “örnek/ model olmak”tır.

mehmet-zeki-aydinBizzat örnek olunmalıdır

Yaşayarak eğitmek, bizzat iyi davranış örnekleri sunmak, eğitimde tartışmasız kabul edilen bir husustur. Örnek/ model olma derken sadece aile bireylerinin örnek olmasını anlamamalıyız. İlk bebeklik döneminde doğal olarak anne baba gibi aile bireyleriyle yaşayan çocuğun, büyüdükçe çevresi genişleyecektir. Bu nedenle, iyi bir çevre oluşturmak önemlidir. Çocuk her yerde güzel davranışlar görmelidir. Çünkü çocukta öğrenmenin ilk ve basit şekli, çevresinde gördüğü davranışları taklit etmesidir. Bu nedenle çocuğun çevresinde bol miktarda iyi davranış örnekleri meydana getirmeye dikkat edilmelidir. Aksi hâlde sözlerle telkin edilmeye çalışılan ahlaki ilkeler, davranışlar ile yalanlanmış olur. Çünkü çocuklarda sözlü telkinleri fiil hâline dönüştürmekten çok, gördüklerini taklit etme özelliği hâkimdir.

Çocuk ailede öğrendiği davranış kalıplarına göre hareket etmektedir. Anne babalar çocuklara olumlu model olmanın bilinciyle, onlara davranışlarıyla örnek olmalıdır. Olumlu olsun veya olmasın anne babalar, çocukları için doğal öğrenme modelleridir. Çocuklar anne babaya ait gördükleri tüm özellikleri öğrenirler. Bu öğrenme bilgi, duygu ve davranış kazanma olarak gerçekleşir.

Çocuklar her şeyi, diğer insanların yaptıklarını izleyerek; söylediklerini dinleyerek; nesne ve olaylara bakarak; televizyon, video, CD, internet, gazete, dergi, kitap vb. okuyarak, seyrederek veya dinleyerek; yani kısaca “gözlem” yoluyla öğrenirler. Öğrenilenlerin kalıcı olması için, aile bireylerinin, her zaman benzer tutum ve davranışları “tutarlı” bir biçimde sergilemeleri gereklidir.

Aynı şekilde, çocuk model görerek öğrendiğinden, toplumda benzer olayların, kişilerin çocuğa gösterilmesi, gözlemletilmesidir. Bu nedenle, çocukların doğru, iyi, güzel davranışları görmesi ve yaşaması için fırsatlar oluşturulmalıdır. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşımaktadır.

Okul öncesi dönemde çocuk, sosyal birey olmayı öğrenirken aynı zamanda özdeşim yapacağı bir modele ihtiyaç duyar. Kişilik oluşumu için gerekli olan özdeşim, büyük ihtimalle aile içindeki yakın bir üye ile gerçekleşmektedir. Genellikle özdeşim nesnesi anne baba olmaktadır, fakat ağabey, teyze, hala, dayı ya da amca gibi aile içinden bir erişkin de özdeşim nesnesi olabilir. Bu üyelerin bozuk bir kişilik yapısına sahip olması hâlinde, olumsuz davranış örneğinin çocuğa yansıma ihtimali artmaktadır.

Aile içi iletişim iyi olmalıdırzeynep-yesilmen-cocuk

Aile eğitimindeki ikinci önemli ilke, ailede iyi bir iletişim ortamının oluşturulmasıdır. İletişim, kişiler arasındaki karşılıklı bilgi, duygu, tutum, beceri yani davranışların paylaşılması demektir. İki insanın karşılıklı konuşmasında bir bilgi alış verişi varsa bu bir iletişimdir. Örneğin, anne babalar çocuklarına veya amirler memurlarına sadece birtakım emirler verip, onların bu emirler karşısındaki tepkileriyle ilgilenmezlerse bu iletişim olmaz. Bunu ancak tek yönlü bilgi iletimi olarak kabul edebiliriz.

İletişim, ne söyleyeceğini bilmek, bunu ne zaman söylemenin daha uygun olacağına, nerede söylemenin doğru olduğuna karar vermek, en iyi nasıl söyleyeceği hususunda fikir yürütmek, olayları basite indirgeyerek sunabilmek, akılcı bir dille, karşıdaki kişiyle göz teması kurarak konuşabilmek, dikkati yoğunlaştırabilmek, karşıdaki kişinin verilen mesajı anlayıp anlamadığını kontrol edebilmektir.

Ev paylaşmak, hayatı paylaşmak değildir

Aile içi iletişim denilince, eşlerin birbirleriyle, varsa çocuklarla ve diğer aile bireyleriyle bilgi alış verişini anlıyoruz. Çocuk, iyi bir eğitimi ancak iyi bir aile ortamında elde edebilir. Bu nedenle anne babanın çocuklarıyla sağlıklı iletişiminden önce, eşlerin birbiriyle olan iletişiminin iyi olmasından bahsetmek gerekir. Aile iletişiminin iyi olması, aile bireylerinin hayatı paylaşmalarıyla mümkündür. Evi paylaşmak, hayatı paylaşmak anlamına gelmemektedir.

Hayatı paylaşmak evde iş bölümü yapmak da değildir. Evde sadece maddi şeyler değil manevi şeyler, duygular da paylaşılıyorsa yani birlikte yaşanılıyorsa hayat paylaşılıyordur. Hayatı paylaşmak, hayatın güçlüklerini beraber karşılamak, sevinçlerini beraber yaşamak ve bundan da keyif duymaktır. Sağlıklı bir ilişkinin oluşmasında, anne babanın ruh sağlığı da büyük önem taşır.

Mutsuz bir evliliği olan, eşinden yeterli ilgi görmeyen, ekonomik sıkıntılar ve gerginlikler içinde yaşayan anne babalar, çocuklarıyla iyi bir iletişim ortamı oluşturamazlar. Her ilişki gibi, aile içi ilişkiler de dikkat ve özen ister. Birbirlerini seven eşlerin çocuklarına duygusal olarak daha iyi bir gelişme imkânı sunacakları muhakkaktır.

din-kulturu-atolyesiAnne babanın birbirine davranışı asıl mesele

Çocuğu asıl etkileyen, anne babanın birbirlerine karşı olan davranış biçimidir. Evlilikte kaçınılmaz olarak bazı sorunlar, anlaşmazlıklar olabilir. Çocuğa yapacağı olumsuz etkiler açısından önemli olan sorunların varlığı değil, anne babanın bu sorunları karşılama biçimidir. Çocuk, sorunlardan çok anne babasının sorun karşısındaki tutumlarından etkilenir. Örneğin, eşlerin, başkalarının yanında ciddi tartışmalara girişmeleri, birbirlerine karşı rencide edici sözler söylemeleri veya birbirlerinden tamamen uzak durarak hiç iletişime geçmemeleri hem kendileri, hem de çocuk için sonun başlangıcıdır.

Bunun tam aksi olarak, eşlerin, birbirlerini tamamlamaları çocuk için mutluluk, huzur ve güven kaynağı olur. İyi iletişim kurmayı kolaylaştıran etkenlerden biri de empatidir. Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Bir insana özellikle de çocuklara etki etmek, onu eğitmek istiyorsanız, onunla olumlu bir iletişim kurmak mecburiyetindesiniz. “Zorla güzellik olmaz.” atasözü bunu açıklar. Birisinden nefret eden bir çocuk, ondan hiçbir şey öğrenemez.

Aile içi iletişiminin nasıl olduğunu değerlendirmek isteyenler için bir önerim var. Şöyle düşünün: Evinizde birkaç tane kamera var ve sizin tüm hareket ve konuşmalarınızı kaydediyor ve siz ertesi gün çekilen görüntüleri seyrediyorsunuz. Seyrederken, konuşmalarınızdaki güzel sözlerinize artı puan, (azarlama, bağırma, tehdit, alay gibi) güzel olmayan sözlerinize eksi puan verin. Bakalım artılarınız mı fazla, eksileriniz mi fazla oldu. Benim ağzımdan hiç kötü söz çıkmaz, ben melek gibi bir insanım diyenlere de evet benim hatalarım olabilir diyenlere de denemelerini tavsiye ederim. Aile eğitiminde üçüncü ilke, çocukların gelişim özelliklerine göre eğitilmesidir.

Eğitimde gelişim önemlidir. Çocuğun çeşitli dönemlerdeki gelişimsel özelliklerinin bilinmesi, çocuğa verilecek eğitimin sağlıklı olması açısından son derece önemlidir. Çocuk, her gelişim döneminin kendi özelliklerini yaşar. Her dönemin ihtiyaçları, ilgi ve arzuları anne baba tarafından karşılanmalıdır. Gelişim çağlarını ve gelişim özelliklerini bilmek, çocuk eğitiminde çok önemlidir.

Dengeli bir disiplin sağlanmalıdır

Aile eğitiminde dördüncü ilke, dengeli bir disiplin sahibi olunmasıdır. Eğitimde disiplin önemlidir. Özellikle bebeklik ve ilk çocukluk döneminde disiplin kazanma daha önemlidir. Disiplin, herhangi bir toplulukta uyulması gereken yasa ve kuralların tümü, bireylerin içinde yaşadığı topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan tedbirlerin tümü; adabı muaşeret, eğitmek, idare etmek; çocuğa rehberlik etmek, onu yönlendirmek, kendine güvenini artırmak ve çevresine uyum sağlamasında yardımcı olmak; çocuğa istenen davranış ve alışkanlıkları öğretmek, onda kendi kendini denetleme ya da iç denetim demek olan ahlak gelişimini sağlamak anlamlarına gelmektedir.

Ceza ve disiplin birbirine karıştırılmamalıdır. Disiplin, kabul edilebilir nitelikteki davranışları belirleyen kuralların ve kontrollerin tümüdür. Ceza ise çocuğun uymadığı kuralların karşılığında ödediği bir bedeldir. Ceza tehditleri sözde kalınca, ebeveynin otoritesi zayıflar. Aile eğitiminde beşinci ilke, ödül ve cezanın yerinde kullanılmasıdır.

Eğitimde ödül ve cezanın önemli bir yeri vardır. Bu konuda, çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. Genel olarak bi eğitim yöntemi olarak ödül, bir teşvik aracı olarak ele alınırken; ceza, disiplin sağlamak, kötü davranışı engellemek ve iyi davranışı zorla yaptırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ödül veya mükâfat, iyi bir iş, hizmet veyaailde-ahlak-egitimi başarıdan dolayı verilen şey; iyiliği iyilikle karşılama anlamlarına gelmektedir.

Ödül, bir teşvik aracıdır. Çocuk eğitiminin bu temel üzerine oturtulması güzeldir. Çocukta görülen iyi davranışların karşılığı olarak, o davranışın aynısı veya daha fazlasıyla karşılık vermek; böylece çocuğu sevindirmek ve davranışların alışkanlık hâline gelmesini temin etmekte ödül vazgeçilemez bir güdüleme aracıdır. Ceza, suç, kusur veya yanlış yapan kişiye uygulanan yaptırım demektir.

Cezanın kaynağı, insandaki korku psikolojisidir. Korku insandan genellikle ayrılmayan, kaçınılmaz ve temel bir duygudur. Tehlike karşısında enerjiyi artırdığı, kişiyi uyanık tutuğu da bilinen bir gerçektir. Ceza ve cezalandırma, işte bu duygunun üstüne oturtulmaktadır. Eğitim denince daha çok çocuklar akla gelir. Eğitim genellikle onları ilgilendirir.

Çocuğun eğitiminde en önemli kurum ailedir. Bunun yanında, yaşanılan çevre, arkadaş ilişkileri, okul hayatı ve kitle iletişim araçları çocuğun eğitiminde rol oynamaktadır. Eğer çocuk, iyi davranışlara yönlendirilmezse kötü davranışlara yönelebileceğinden çocuğun yetişmesiyle ilgilenenlere önemli görevler düşmektedir.

Not: Bu yazı Diyanet Aylık Dergi, Temmuz 2013 sayısından iktibas edilmiştir.

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Bahattin Karakoç/ Sebebi Sensin

Dilime sen verdin gül ezgisini, Bir gönül üzdümse sebebi sensin! Seninle aşmışım dur çizgisini, Töreyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir