Ana Sayfa / Manşet / Dr. Mehmet Sürmeli Hocanın yeni kitabı çıktı

Dr. Mehmet Sürmeli Hocanın yeni kitabı çıktı

Hazreti Âdem’den Peygamber Efendimiz’e kadar ki ilâhi dinin gönderiliş amacı din, akıl, mal, can ve nesil-namus emniyetini garanti altına almaktır. Şayet bu emniyetler bir yerde garanti altına alınabiliyorsa orası Müslümanların “medinesi” olmaya hak kazanmıştır.

Peygamberler ve Peygamberimiz böyle bir esenlik/ selam yurdu kurabilmek için gece gündüz cihad etmişlerdir. Kimi peygamber bu selam yurdunu kurduğu gibi kimi de kuramamıştır. Peygamberler bile kurdukları yurtların kimliği ile değil de cihadlarının keyfiyetine göre derece kazanmışlardır. Müslümanlara da derece kazandıracak olan ibadetlerin başında cihad gelmektedir.

Sürekli cihad

Cahiliye denilen ve Allah’ın emirlerinin hiç hesaba katılmadığı bir topluma peygamber olarak gönderilen Hazreti Muhammed sallellahü alleyhi ve sellem, bitmeyen gayreti ve örnek bir çalışmayla toplumunu cahiliyeden İslâm’a dönüştürmüştür. İslâm toplumunda emniyetler tesis edilip istikrar sağlandıktan sonra da bir daha kazanımlarını kaybetmemek için sürekli cihad etmişlerdir.

Peygamber sallellahü aleyhi ve sellem ve sahabe vakitle mukayyet olmaksızın hep seferi bir hayat sürmüşlerdir. Cihaddan kopmamışlardır. Hazreti Peygamber’in sünnetine sadık kalarak cihadı farz bilen İslâm toplumları da varlıklarını geçen yüz yılın başlarına kadar sürdürmüşlerdir.

Geçen yüz yılın başından beri ise hâkimiyet alanlarını kaybederek dünyanın düzenini kâfirlere terk eden Müslümanlar, hayatın birçok alanlarında gerileme yaşamışlar; kimliklerini bile kaybetmişlerdir. Keyfiyetini ve kimliğini kaybederek batılılaşmaya entegre olan bu kitlenin Müslümanlığı da elbette tartışmaya açıktır. Şimdilik kaydıyla böyle bir tartışmaya girmeyeceğiz. Fakat bu tartışma yapılıp da neticesine göre itikadi bir tecdit yaşamadan da öze dönüş ve yeniden İslâmi kimliği kazanmak mümkün değildir.

Yönetim bilinci

Müslümanlar hâkimiyet alanlarını kaybedip siyasetteki etkinlikleri yok olunca, emniyet alanlarının tamamını yitirdiler. Din emniyetinin olmayışı mal ve namus emniyetinin yok oluşunu doğurduğu gibi, mal, akıl ve namus emniyetinin yokluğu da din emniyetini ortadan kaldırmıştır.

Söylemek istediğimiz şey; İslâm’da emniyetler al ve akyuvarlar gibi birbirine girmiş vaziyettedir. Birisi olmadan diğeri de olmuyor. Siyasi etkinliğin önemi ortada iken Müslümanlara ruhban ahlakını empoze edip onları yönetim bilincinden soğutarak dünya sisteminin bir dişlisi hâline getirmek en hafif şekliyle İslâm’a ihanettir.

Çünkü İslâm toplumları yönetimdeki hâkimiyetlerinin sona ermesiyle beraber hayatın öznesi olmaktan çıkmışlardır. İş hayatlarından tutun da aile hayatlarına kadar edilgen hâle gelmişlerdir. Artık, batılılar gibi giyiniyorlar, onlar gibi eğlenip din dışı bir hayatı tercih edebiliyorlar. Böyle bir hayatın beraberinde gelen ahlaki dejerenasyonla beraber cinsel açıdan yaşanan anarşi sayesinde nesiller bozuldu ve Müslüman aile yapısı çökmeye başladı.

Ailenin bozulması

Ailenin ve neslin bozulması sadece Müslümanların değil bütün insanlığın meselesidir. Bozulmanın uç noktasını yaşayan Batı’da “ensest” ilişkiler korkunç noktalara ulaşmıştır. Bu çirkin hastalık Müslümanlara da sirayet edebilir. Yangın bacayı sarmadan çözüm aramak akıllı kimselerin ve toplum önderlerinin birincil görevleridir.

Cinsel anarşiye ve beraberindeki yıkıma çare bulacak tek nizam İslâm’dır. Bu çözümüm başlangıç noktalarından birisi de İsrâ Suresi 32. ayetini işler hâle getirmek ve bu ayeti kurumsallaştırmaktır. Çalışmamızda İsrâ Suresi 32. ayetinin tefsirini yapmaya çalıştık ki hayatına bu ayetle anlam vermek ve ayeti kurumsal hâle getirmek isteyenlere bir işaret taşı olsun.

İnsanlar İsrâ Suresi 32. ayeti nasıl hayatlarına katabilirler bir defa daha düşünsünler. Çalışmamızı yaparken klasik bütün tefsir ve hadis kaynaklarından yararlanmaya çalıştık. Ayetin tefsirinde tesettür konusuna özellikle ve yoğun bir şekilde değindik.

Tesettürün önemi

Tesettür denilen ilahi emrin İslâm’ın varlık alanlarından birisi olduğunu izah edip Müslüman hanımların “tesettür”ün anlamına uygun giyinmelerini arzu ettik. Tesettürle iman, ahlak, siyaset ve dünya görüşü arasında ilgi kurmayı hedefledik.

Hanımların erkekleşmemesi ve erkeklerin kadınlaşmaması için hatırlatmalarda bulunduk. Hepsinden önemlisi namus emniyetinin sağlandığı fuhuşsuz bir toplum inşasına faydası olur umuduyla bildiklerimizi Müslümanlarla paylaştık.

Rabbimiz yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmaları rızasına muvafık kılsın. “Kimsenin kimseye faydasının olmadığı günde” salih amellerimizi kurtuluşumuza vesile kılsın.

Çalışmak bizden hidayet Allah Teâlâ’dandır…

(Kitabın Önsözüdür)

 Dr. Mehmet Sürmeli/ DinKuturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Hoca camide değil her yerde olmalı

Hani derler ya; “Bir hayatın içinde acılar, üzüntüler, hayal kırıklığı ve başarısızlık yoksa o hayattan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir