Ana Sayfa / İyi Haberler / İstikamet Yazıları / Matüridilik üzerinden oynanan oyun

Matüridilik üzerinden oynanan oyun

Müslümanlarla münafıkları birbirinden ayırt etmenin en önemli kriterlerinden biri de tekliflere sahip çıkmaktır. Daha açık bir ifadeyle söylersek, münafıklar teklifin olmadığı bir din istemektedirler. Onlar her zaman dini tekliflerden/ sorumluluklardan nefret etmişlerdir. Kafalarında insanın can dâhil fedakârlıkta bulunmaması gereken bir din vardır.

Tuzaklar kurdular

Bunun en açık göstergesi; savaşa izin veren ayetlerin nazil olmaya başlaması ve akabinde Bedir savaşının yapılmasıdır. Savaşa izin veren ayetler gelene kadar Peygamber Efendimize en hürmetli ve saygılı davranan bir kesim de ileride münafık olarak zuhur edecek olan kimselerdi.

Peygamber Efendimiz sallellahü alleyhi ve sellem’e saygıda kusur etmeyen bu insanlar cihadın savaş boyutunu muhtevi ayetler inmeye başlayınca Müslümanlardan ayrıldılar. Hatta kâfirlere daha yakın durdular.

Müslümanlar hakkında tuzaklar kurup onların helaki için küfür gruplarıyla her an işbirliği içerisinde oldular.

İçi boşaltılmış din

Münafıkların kafalarında içi boşaltılmış bir din algısı vardı. Onlar Peygamberimize gelen dinin aslına iman etmek yerine; içinde mukatelenin olmadığı, cihadın çıkarıldığı, mal ve canda cömertliğin yapılmayacağı, cemaatle namazın mecbur tutulmadığı, insanların inançlarına göre sınıflandırılmadığı ve Peygamber’in sıradanlaştırıldığı bir din tasavvur ediyorlardı.

Bu özellikleriyle baktığımızda hedeflenen din tasavvuru ile modern insanın din tasavvuru örtüşmektedir. Hata daha da ileri gidecek olursak modern ilahiyat anlayışı bile dünya sistemi ile çatışmamak ve onun yolunu din adına (!) açmak için; ibadetlerin mecbur edilmediği, cihadın farziyetinin inkâr edildiği, ceza hukukunun katı sayıldığı, tesettürün tarihselleştirildiği, faizin haram olmadığı ve ribadan ayrı sayıldığı, “içtihadi nesh” adı altında pozitivist yaklaşımların önünün açıldığı, nasları tatbik etmemek için ayetlerin verili siyasetin çıkarlarına göre yorumlandığı, nasları uygulamadan da Müslüman olunabileceği, hayatın genişlik alanına dair dinin bir şey söylemediği ve ahlakın da liberalizme uyum olduğu bir dini tasavvuru/algısı üzerinde çalışmaktadırlar.

İstismara bakın

Hatta bu konuda İmam Ebu Hanife ve İmam Matüridi’yi istismar etmektedirler. Özellikle İmam Matüridi çalışmalarının amacı budur. İstismar etmek içindir.

İmam Maturidi’nin Te’vilat’ül Kur’an adlı tefsir çalışmasını satır satır okudum. Onu diğer müfessirlerden farklı bulmadım. Klasik yöntemle tefsir çalışması yapan hakka bir âlimdir. Tefsirinde çokça rivayet ve hadis kullanmıştır. İmanın tecezzi etmeyeceğini savunarak ideolojik düşünmenin kâfirlik olduğuna işaret etmiştir.

Rasyonalitenin temsilcisi Mutezile’ye sürekli cevaplar üretmiştir. Mürtedin İslâm Devletinde öldürüleceğini söylemiş ve recme taraftar olmuştur. İbadetlerin mutlaka yapılacağına ve tekliflerin kimseden kalkmadığına vurgular yapmıştır. Peygambersiz İslâm tasavvurunu yerle bir etmiştir.

Sahabeden çokça nakilde bulunmuştur. Özgürlüğü savunmuştur, çünkü özgür olmayana din teklif edilemez. Özgürlük dinin mahallidir. Ama özgürlüğü verili siyasetin emrine vererek siyaseti tiranlaştırmamıştır.

Zavallılar

İddiamız odur ki İmam Matüridi istismarı yapanlar kapitalizmin yerli ayağının önünü açmak isteyen zavallılardır. Yaptıklarıyla siyasetten ulufe bekleyen dilencilerdir. Bari yaptığınızı asaletli yapın ve İmamı istismar etmeyin. Eğer amacınız milli bir din üretmekse açıktan söyleyin ki bu daha namuslu bir davranıştır.

Dr. Mehmet Sürmeli/ DinKulturuAtolyesi.com

Konuyla ilgili İsmail Kılıçarslan’ın yazısını okumak için buyurunuz. 

Konuyla ilgili Aydın Başar’ın yazısını okumak için buyurunuz. 

 

 

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Ömer Faruk Akkaya Hoca’dan itidal çağrısı

Ülke olarak çok yönlü operasyonlara maruz kaldığımız bir gerçek. Bu operasyonlarla hedefin; haksızlığa karşı tepki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir