Ana Sayfa / Yazarlar / Osman Gülşen

Osman Gülşen

Yazarımız Osman Gülşen’in yazı arşividir

Beni görünce çil cücüğü gibi dağıldılar

Eskiden köylerimizde bazı kötü adetler olurdu. Mesela yaygın bir şekilde kumar oynanırdı. Belki sizler de duymuştursunuz, eskiden köylerde nasıl kumar oynandığına dair anlatılanları. Bir yılın hasadını kumar masasında bırakıp da evine çulsuz dönenlerin acınacak hallerini çok dinlemişimdir. Şimdilerde köylerimizde belki hala da kumar oynanan yerler vardır ama yine de eskiye …

Devamı

Hocam caminizde yuvarlanabilir miyim?

Çocuklarımızın camide halının üstünde yuvarlanmasının, mihrapta oynamasının, minbere çıkmasının hiçbir sakıncası yoktur. Tam tersi, bütün bunları çocuk camide yapabilmelidir. Onları görenler de bunu hoş karşılamalıdır. Çünkü cami çocuğun ikinci bir evidir. Çocuğun fıtratı oynamak olduğu için, çocuk her yerde oyun oynamak ister. Ona bazı şeyleri de oynatırken öğretirsiniz. Bunun dinen …

Devamı

O vaazı veren benim oğlumdu!

Boyabat İmam Hatip Lisesi’ndeyken bir hocamız; “Evladım, bulunduğunuz gorevin yahut yaptığınız vazifenin hakkını verin” demişti bizlere… Bu söz öylesine benliğimde yer etti ki hayatımın her döneminde canla başla çalışıp islam adına birşeyler yapmalıyım diye düşündüm. Bu düşünceyle bilhassa gençlik çağımda kendimi daha fazla geliştirip insanlara Allah’ın dinini en güzel şekilde …

Devamı

Enver Baytan hocayı bakın nasıl dolandırmışlar

İlim dünyasında derin izler bırakan nice büyük alimler vardır ki insanlara faydalı olmak, onlara rehberlik etmek ve bu sayede Allah’ın rızasına nail olmak istemişlerdir. Kimileri en zor şartlar altında, kimileri zindanlarda, kimileri sürgünlerde eserlerini yazmak durumunda kalmıştır. Gözümüzü ve günümüzü aydınlatan bu eserler, o güzel insanların gece gündüz demeden gayretleri …

Devamı

Turist kız hidayetine vesile oldu

Sene 1983 yılıydı. Engilekin Köyü Karandu Mahallesi’nde büyük bir aşkla İmamlık görevime devam ediyordum… O zamanlar köyde ne elektrik ne de doğru düzgün yol vardı. Pazar kurulduğu gün şehre çoğu zaman traktör ramorklerinde yolculuk yapıyorduk. Yaz günlerinde havalar iyi olursa, bazen muhtarın taksisi ilegittiğimiz de oluyordu. Evlerde ısınma teneke sobalarla, …

Devamı

Namaza gelmeyene ceza veriyordum

Boyabat İmam-Hatip Lisesini 1982 senesinde başarı ile bitirmiş yeni ufuklara yelken açmak için fırsat bekliyordum… İdeallerim, hayallerim ve bir gayem vardı: Din-i Mübin-i İslam’a hizmet etmek… İmam-Hatip lisesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan burslu okumuştum. Onun için 1982 yılının Eylül ayında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda yeterlilik sınavına çağrıldım. Birçok katılımcının olduğu sınavı başarı …

Devamı

Bir Pamuk Dede geçti Şehremini’nden

Birgün eczane işletmecisi bir arkadaşla sohbet ederken; “102 yaşında bir hocamız var, her pazartesi günü Saraç Dogan Camii‘nde sohbet veriyor” dedi. “Allah Allah” dedim, şaşırdım… 102 yaşındaki bir hocaefendi nasıl vaaz-u nasihat edebilir, diye kendi kendime düşündüm. Arkadaş; “İsterseniz hocaefendiye söyleyelim, sizin caminizde de gelsin vaaz etsin” dedi. Ben de; …

Devamı

İmam hayırlı işlerde öncülük eden kimsedir

  ”İmam” kelimesi, Arapça’da önde duran, önde giden, öncü olan kimse demektir. Dolayısıyla imam, bulunduğu muhitteki “öncü şahsiyet”tir. Namazda önde durduğu gibi din adına, iman adına, Kur’an adına yapılan her türlü hayırlı işlerde de öncülük eden kimsedir. İmamlığı sadece namaz kıldırmak olarak algılamak, bu ulvi vazifeyi hafife almak olur. Örneğimiz …

Devamı

Sübhanekeyi çok şükür bir ayda geçtim!

1980 senesinin yaz tatiliydi. Yine binbir umutla, ilim öğrenme aşkıyla yollara düştük. Boyabat İmam Hatip Lisesi’nde  okurken, her sene olduğu gibi bu sene de yaz tatilinde İstanbul’a doğru bir ilim yolculuğuna çıktık. Fakat bu sefer bizi bir hayal kırıklığı karşılayacaktı. Çünkü her sene yazın gittiğim İsmailağa Kur’an Kursu, bu sene …

Devamı

Gönenli Mehmet Hocamız kabadayı mıydı?

İmam Hatip Lisesinde okuduğum yıllarda, yazları Fatih Çarşamba’daki Kur’an kursunda Arapça ve Kur’an-ı Kerim dersleri almaya devam ediyordum. Yine böyle bir yaz tatilinde İsmailağa‘ya gittiğimde, bu sene kursun devamlı öğrencilerinin tatile geç çıkacağını, bu yüzden yirmi gün sonra gelmemiz gerektiğini söylediler. Yaz tatilinde ne kadar ilim alabilirsek o kadar kar diye …

Devamı