Ana Sayfa / Din Kültürü / Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak için öneriler

Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak için öneriler

Kur’ân’ı doğru anlamak için düşünmek ve yöntem geliştirmek hepimizin görevidir. Aşağıda zikredilen maddeler (25 yol) bu çabanın bir ürünüdür. Buna göre;

1-     Başlangıçta şeytanın şerrinden (saptırmasından) Allah’a sığınmak gerekir. Çünkü Kur’ân okuyan kişiyi, şeytan saptırmak ister. “Sen Kur’ân okurken kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığın.” (Nahl, 98)

2-     Doğru anlamak için Rahman ve Rahim olan Allah’tan yardım istenmelidir. Bu da Allah’ın adı ile başlamak demektir. Allah’ın adı ile başlanmayan bir işte bereket yoktur, sonu kesiktir. (Bk. Ahmed b. Hanbel, 2/359; Nesai, Sünen-i Kübra, 6/128 (10331))

3-     Her gün bir parça (cüz veya hizip) Kur’ân okumayı plânlamak faydalı olur. Düzenli olmak (hayatımızı plânlamak) geleceğimiz açısından önemlidir.

4-     Mümkün olduğu kadar abdestli okumak tavsiye edilir.Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.” (Vakıa, 79). Her ne kadar bu ayet meleklerle ilgili olup, Kur’ân’ın meleklerin koruması altında olduğunu beyan etse de; gökte nasıl ona meleklerden başkası dokunamazsa yeryüzünde de abdest alarak tertemiz, melek gibi olanlar dokunabilir, şeklinde anlamak doğru olur.

5-     Kur’ân sorulu cevaplı okunmalıdır. Örneğin, Fatiha suresini okurken; Allah’a niçin hamd edilir? sorusu sorulur ve cevap aranır. Çünkü O; alemlerin Rabbidir, Rahman ve Rahimdir, Gelecek hesap gününün sahibidir. (Bk. Fatiha, 1-3). Bu şekilde okumak ayetlerin kalıcı olmasını sağlar.

6-     Uzun surelerin özetleri okunmalıdır. Değilse okuyucu bazen ayetler arasında kaybolup gider. Örneğin, Bakara suresi 286 ayettir. Özeti okunmadan sureye başlanırsa belki surenin temel mesajları algılanmadan okuma gerçekleşebilir. Bu da Kur’ân’dan istenen faydanın (hidayetin/rehberliğin) oluşmaması demektir.

7-     Kur’ân’ın 3 temel konusu vardır: Tevhid, risalet ve ahiret. Sureler bu 3 temel konu üzerine kurgulanır. Sureleri okurken bu örgüyü ve mesajları yakalayabilmek gerekir. Örneğin, Bakara suresinde farklı bir tevhid anlatımı vardır, diğer surelere benzemez. Her surenin kendisine ait bir kimliği vardır.

8-     Aslında Kur’ân 114 kitapçıktan (klasörden) oluşmaktadır. Her surenin kendi içinde bir dosya ya da küçük bir kitap olduğunu düşünerek okumak ve sure özelinde mesajı anlamaya çalışmak önemli bir olgudur. Meselâ, Bakara suresi ile Âl-i İmran veya Yasin ile Mülk suresinin yapısı ve mesajı farklıdır.

9-     Kur’ân’daki temel kavramları bilmek okumayı ve anlamayı kolaylaştırır. Örneğin; Rab, sırat-ı müstekım, gayb, ilah, ibadet, iman, küfür, nifak, insan tipleri (Olumlu: Peygamber, Sıddık, Salih ve Şehitler. Olumsuz: Firavun, Ebû Leheb, Haman, Nemrut, Zalimler vs.), vahiy, takva, cihad, infak ve zühd gibi kavramlar bizim ufkumuzu açacaktır.

10-  Kur’ân’ın genel mesajları ayetlerde aranmalıdır. Bunlar; (a)-Kainatın Rabbi Allah’tır. (b)-İnsan başı boş ve sorumsuz yaratılmamıştır. (c)-Peygamberler ve kitaplar rehberlik eder. Bu ikisinden bağımsız iman ve takva bilinci gelişmez ya da eksiktir. (d)-Bu dünya geçicidir. Ebedi olan öbür alemdir ki buna ahiret denir. Ahirette her kişi yaptığının karşılığını görecektir. (e)-Hata yapan kişi ya da topluluklara tövbe kapısı açıktır..gibi.

11-  Okuduğumuz kısımları yaşamak ve anlatmak gerekir. Peygamber Efendimiz ve sahabe Kur’ân’ı öncelikle yaşamak ve anlatmak için okurlardı. Pratik hale gelmeyen ve yaşanmayan bilgiler faydasızdır. Okuduğumuz kısımları başkalarına anlatmak bilgiyi paylaşmak, demektir. Kabınızdaki suyu başkaları ile paylaşın. Cömert olanları Allah sever.

12-  Her hatmi farklı bir meal ve tefsirden okumak, belki de yapabileceğimiz en faydalı ve hayırlı çalışmalardan birisi olacaktır. Çünkü her alimin farklı bir bakış açısı vardır. Bal niçin bu kadar tatlıdır, lezzetlidir? Çünkü arı onları yüzlerce, binlerce çiçekten almaktadır. Çok sayıda alimden ders alan kişinin görüşleri daha güzel, daha olgun, oturmuş ve pişmiş olur.

13-  Her hatmi farklı bir gözle/bir fikrin peşine düşerek okumak zihnimizi uyanık ve diri tutacaktır. Maalesef bir çok Kur’ân okurunun zihni diri/uyanık değildir. Hatta bırakın düşünmeyi, çoğu kere ne okuduğunun bile farkında değildir. Bundan dolayı her okuyuşta bir konuya odaklanmak gerekir. Örneğin, Kur’ân’da; Allah’a iman, tarih felsefesi, Peygamber ve insan gibi konular seçilir ve bunlar ile ilgili bilgi almak için  sureler dikkatlice okunur. Gerektiğinde not alınır ve bilgi kalıcı hale gelir, başkalarına aktarırken de size kolaylık sağlar.

14-  Sure ve ayetleri başkaları ile müzakere etmek berekettir. Çünkü cemaatte bereket vardır. Cemaatle okunan ve müzakere edilen Kur’ân; daha güzel, doğru ve zengin anlaşılır.

15-  Kur’ân’ı ağır ağır ve düşünerek okumak gerekir. Her kitabı aynı derecede okuyamazsınız. Mesela, bir gazeteyi hızlı okursunuz, ama bir felsefi metni aynı hızda okuyamazsınız.

16-  Siyer okumayan Kur’ân’ı doğru anlayamaz. Peygamber Efendimiz’in hayatını ve tarihi gelişimi okumak/bilmek bizim ufkumuzu açacak, tarihi bilgileri okurken taşlar yerine oturacaktır. Meselâ, Haşr suresinin konusu sorulsa bir çok kişi diriliş ile ilgilidir, diyecektir. Çünkü Haşr, diriliş demektir. Ama Haşr kelimesinin; toplanmak ve isyan etmek manası da vardır. Bu sure Medine’deki ilk Yahudi isyanı ile ilgilidir. Sureyi anlamak için önce Beni Nadîr olayını okumanız gerekir. Sonra Haşr suresini okursanız, sure sanki canlanır; ete kemiğe bürünür ve ayağa kalkar. (Bk. Haşr, 2)

17-  Anlamaya yardımcı olan bazı kitapları okumak gerekir. Meselâ, Seyyid Kutup, Kur’ân’da Edebî Tasvir (Trc.: Mehmet Yolcu) ; Salah el-Halidi, Kur’ân’ın Temel Hedefleri (Trc.: Yusuf Işıcık), vd.

18-  Farklı okuma şekillerini deneyin. a-Baştan sona okumak, b-Sure seçerek okumak, c-Nüzul sırasına göre okumak…gibi. Bunları birer kere de olsa mutlaka deneyin.

19-  Anlamadaki en önemli olgulardan birisi de Kur’ân şu anda bana iniyor, düşüncesi ile okumaktır. Önce kendimize/nefsimize okumak gerekir. Biz Kur’ân’ın tarihsel değil de, evrensel bir kitap olduğuna inanırız. Ama okurken sanki tarihsel bir kitabı okuyor gibi davranırız, sanki ayetler bizi ilgilendirmez ve günümüzle ilgili değildir. Bu hatadan kurtulup Allah’ın bize seslendiğini düşünerek okumalıyız.

20-  Kur’ân mealini ve tefsirini tv, mp3, teyp vb. araç ve gereçlerden dinlemek size büyük bir Kur’ân kültürü yükleyecektir.

21-  Haftalık Kur’ân okumaları, beraber düşünmeyi gerçekleştirecektir. Beyin fırtınası gelişmenin ve terakkinin en önemli unsurudur. Örneğin, bir hafta Yasin suresini herkes evinde okur, tercüme ve tefsirlerden anlamaya çalışır. Hafta sonu bir kişi tarafından surenin özeti yapılıp ana mesajları aktarılır. Sonra diğer katılımcıların katkıları ile konu olgunlaşır.

22-  Kısa surelerin manasını Arapçaları ile birlikte öğrenmeye çalışmalıyız, çocuklarımıza da böyle öğretmeliyiz. En azından namaz sureleri dediğimiz kısa sureler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Meselâ, Tebbet suresi. (Manası yanında iniş sebebi bilinmelidir. Örneğin; Peygamberimiz zamanında Ebû Leheb diye birisi varmış…gibi).

23-  Muteber hadis kitaplarını okumalıyız. Çünkü Hz. Peygamber Kur’ân’ın en önemli müfessiridir. Onun Kur’ân’ı  beyan (açıklama) görevi vardır. (Bk. İbrahim, 4)

24-  Ahkam ayetlerini okurken acele etmemeliyiz. Bu konuda mutlaka tefsir veya fıkıh kitaplarına müracaat etmeliyiz ve anlaşılmayan yerleri alimlere sormalıyız. Bütünü bilmeyenler için ayetlerden parçacı bir şekilde yanlış hüküm ve fetva verme riski vardır. Bir konuda bilgisi olmayanların fetva vermesi haramdır. Araştırmak ve bilenlere sormak gerekir. Aslında bu durum bütün ayetler için geçerlidir, özellikle ahkam ayetlerinde dikkat etmek gerekir.

25-  Son olarak dua etmeliyiz. Ya Rabbi! Kur’ân’ı anlamada bana yardım et. Bana doğru yolu gösterdikten sonra ayağımı kaydırma, kendi yolundan ayırma. Amin…

Kur’an-ı Kerim Öğretiminde Temel İlkeler yazısını okumak için lütfen buyurunuz. 

Kur’an-ı Kerim Ezberlemede Altın Öğütler yazısını okumak için lütfen buyurunuz. 

Rıfat Oral/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Hoca camide değil her yerde olmalı

Hani derler ya; “Bir hayatın içinde acılar, üzüntüler, hayal kırıklığı ve başarısızlık yoksa o hayattan …

Bir yorum

  1. S.A. Hocam, Alllah razı olsun.
    Geçen Ramazan’dan bu yana her gün sabah namazı sonrası 2 sayfa okumaya çalışıyorum. Okurken izlediğim yol şu: Önce yüzünden normal okuyorum, sonra kelime kelime (kelime mealine de bakarak) okuyorum, en sonunda ise meali okuyorum.

    Fakat bazı ayetleri tam anlayamıyorum meal yetersiz kalıyor, tefsirine bakıyorum bazen o da yetersiz kalıyor, sorup danışabileceğim birileri de olmayınca mecburen geçip devam ediyorum… (Ör. Nahl S. 35. ayette geçen şirk koşanların sözlerinin örnek verilmesi; 41-42. ayetlerde bulunan hicret, sabır ikilisi.)

    Yazınızı okurken 16. madde ilgilimi çekti, bu şekilde ayetlerin nüzulü ile birlikte anlatılan bir siyer kitabı var mıdır bildiğiniz?

    Şunu da ekleyeyim, ben böyle bir okuma şeklini bir yerde görmedim duymadım, tamamen kendim karar verdim, olumlu olumsuz bilemiyorum. Son olarak benim gibi(İHL ya da İlahiyat okumamış) kardeşlerinize “nasıl bir okuma” tavsiye edersiniz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir