Ana Sayfa / İyi Haberler / İrfan Mektebi / 33 Şehidimizin Ardından

33 Şehidimizin Ardından

24 Mayıs 1993 günü Elazığ Bingöl karayolunda üzerlerine 1570 adet keleş mermisi sıkılarak öldürülen 33 şehidimizin bizzat cesetlerini taşıyan ve onları yıkamaya yardımcı olan bir kardeşiniz olarak yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Acı haber

Diyarbakır Jandarma Asayiş Konutanlığın’da görev yapıyordum. O günün akşamı mesai bitmiş, Krg. Necati Özgen ve Ohal valisi Ünal Erkan’ı yolcu etmeye gitmiştik. Gece saat 10:00 gibi geri döndüğümüzde istihbarat şubemizde bir hareketlilk fark ettim ve binbaşımıza sordum; “Komutanım ne oldu” diye… O da; “Bingöl, Elaziğ arasında konvoydaki askerleri kaçırmışlar, komutan ve vali tekrar binaya dönüyor” dedi. Bir telaş başladı.

Ohal Valiliği ve Jandarma Asayiş Komutanlığı aynı binadaydı ve binamız Diyabakır’ın şehitlik bölgesindeydi. O akşam hepimize kabus oldu. Komutan ve Vali tekrar geldiler ve hareket merkezine geçtiler. Gelenin gidenin haddi hesabı yoktu. Sonra bize kaçırılan askerlerin ailelerin yollarda olduğun ve jandarma asayiş komutanlığına geleceklerini söylediler. Gelen aileler ile ilgilenme görevini bize verdiler.

Gece 3 veya 4 gibi Konya ve Denizli’den yıkılmış ve perişan bir şekilde gelen aileleri karşıladık, onlara sarılarak teskin etmeye çalıştık. Fakat göz yaşları sel gibiydi o üzüntünün tarifini yapmakta hala zorlanıyorum. Ailerler ile ilgilenirken bir yandan da hareket merkezinden haber alıyordum askerlerin son durumu hakkında…

Askerleri kurtarmak için polis özel hareket ve jandarma A timi hareket geçirilmiş ve gecenin karanlığıda dev bir operasyon başlatılmıştı. Gerçi çocukları otbüslerden indirdikten sonra yarım saatlik bir mesafede şehid etmiştiler hainler, biz bu bilgiye haizdik fakat aillere söyleyemiyor onlara “operasyon devam ediyor” diyorduk.

33 şehit

Uykusuz gecenin ardından sabah olmuş şehid sayısının 33 olduğu bilgisini almıştık. Ailelerin bir ķısmı bizde bir kısmı orduevinde bekliyorlardı. Acı haber ailelere verilmeden önce askeri tabibler çağrıldı ve sonra o acı haykırşlar başladı. O insanlarin feryadı halen gözümün önünde…

Ertesi gün şehidlerin cesetlerini gördük. Parça parça olduğu için bir çoğu yuzlerinden tanımmıyordu. Ancak oncelikle uzelerindeki sivil kıyafetlerden tanınması için ailelere elbiseleri gösterilmeliydi ama elbiseler kan ve parça derilerden dolayı ağır bir koku içerisindeydi. Bu kokulu hali ile ailelere elbiseleri göstermemek için elbiseleri yıkamaya aldık.

Yıkamadan çıkan elbiseleri havaya kaldırdığımda delik deşik olduklarını gördüm. Ailelerin bazıları elbiseden tespit ettiler bazıları ise edemediler. Bu durumda cesetleri ailelere göstermekten başka çare kalmamistı.

Izmirli imam kardeşim Mustafa Uysal ve bir grup asker ile Diyarbakır Hava Grup’ta pistte şehidleri bedenlerini yıkadık. Param parça cesetleri gördükçe vucut kimyamız bozuldu. Ben bu manzaradan sonra 5 ay et yiyemedim. Sonrasında ailelerine yıkanmış cesetleri gösterdik. Feryadları Diyabakır’dan Konya’ya ve Denizli’ye kadar gidiyordu ben bu olaya baştan sona şahid oldum.

Fakat, hata bize aitti çünkü bu olaya kadar asker konvoylarında hiç silahlı kimse olmadıği gibi guvenlik eskortları da yoktu. Tedbir ise sadece sivil otobüs ve sivil giyinmeydi.

Terörün bu acı yüzüne bizzat şahitlik eden bir kardeşiniz olarak, bu yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

Rabbim bu hainleri dünyada ve ahirette zelil etsin. Bunlara destek olanları ve onlarla aynı safta yer alanları da ıslah etsin.

Taşkın Koçak/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Sen De Olsaydın Aynısını Yapardın

2000 yılında Allah lütfetti ilk çocuğumuz dünyaya geldi. İlk defa anne baba olan herkes gibi …

Bir yorum

  1. Tahsin GÜLHAN

    Nedense 33 Mehmetçiğimizin şehid edilişi bana hep Kürt şair Ahmed Arif’in şiirini, onun hikayesinin öcünü hatırlatır ironisiyle.
    İlgili şiirden o mısralar:
    Yiğitlik inkar gelinmez
    Tek’e – tek döğüşte yenilmediler
    Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
    Gel haberi nerden verek
    Turna sürüsü değil bu
    Gökte yıldız burcu değil
    Otuzüç kurşunlu yürek
    Otuzuç kan pınarı
    Akmaz,
    Göl olmuş bu dağda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir