Ana Sayfa / İyi Haberler / İstikamet Yazıları / Ezan yalnızca ezan değildir!

Ezan yalnızca ezan değildir!

Ezan duyulduğunda cümlelerinin aynen tekrarlanması gerekir. “Peygamber Efendimiz, ezanı duyduğunda önce sükût eder, dinlerdi. Sonra da; ‘Kim ki müezzinin söylediği şeylere kesin olarak iman eder ve kendisi de aynısını tekrarlarsa cennete girecektir.’ buyururdu.1.”

Zaten risaletin başından beri “La ilahe illallah deyin kurtulun”2 müjdesini veriyordu ki bu müjdelerin en yoğun olduğu cümleler ezandadır.

Ezan dinleme adabı

Üzüntüyle ifade etmek gerekir ki halkı Müslüman ülkelerin çoğunda ezan dinleme adabı hiç bilinmemekte ve ezana gereken saygı gösterilmemektedir. Ezan ve diğer dini sembollerle alay etmek Kur’an-ı Kerim’in ifadesine göre münafıkların ve Yahudilerin çirkince davranışlarındandır.3 Günümüz gavurları da ezanı protesto etme yönünden kadim kâfirlerden geri kalmazlar. Hatta daha da beterdirler.

Kendimizi ve neslimizi ezana saygı babında Peygamber Efendimizin şu hadisinin bir emir olduğu bilinciyle canlı tutmalıyız: “Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediklerini aynen tekrarlayınız.”4 Çünkü ezan, toplumların can emniyetini sağlayan tevhidin bir sembolüdür; “imanın şiarıdır.”5 Sema ehlinin bile kulak vermiş olduğu kutsal duyurudur.6 Bu duyuru dinlenip bittikten sonra insanın, Müslüman olduğuna şükretmesi ve bu şükrün bir ifadesi olarak Resulullah’ın şu duasını tekrarlaması sünnettir: “Ben şehadet ederim ki Allah tektir ve Onun yaratmasında da emretmesinde de ortağı yoktur. Hazreti Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem, onun kulu ve elçisidir. Allah’a Rab, Hazreti Muhammed’e elçi ve İslam’a din olarak (iman edip) razı oldum.”7

Bu duayı bilinçli şekilde tekrarlayan kimse günahlarından bağışlandığı gibi, bir de Peygamberimize “Vesile’nin (Cennetteki en yüce makam) verilmesini isterse, ahirette Resulullah’ın şefaatine nail olacaktır.”8

Elbette bu söylenenler iman edenleri bağlar. Küfürde ileri giden ve kâfirliğini davranışlarıyla tescilleyenler ezana ulumaktan geri kalmazlar. Milletimiz ezanla ve anlamıyla tarihte yer tutmuştur. Bu anlamda ezana karşı köpekleşenlerin vatana ihanet suçundan yargılanmaları gerekmez mi?

Tevhidin ikrarıdır

Ezan, anlam olarak içermiş olduğu tevhidi hükümler; Allah’ın birliği, Peygamber’in risaleti; namazın zorunlu ve kurtuluş vesilesi olduğunu bildiren ibadet ve ahlakî yönüyle İslam’ın en önemli sembollerinden birisidir. Millet olarak iman edilen tevhidin ikrarıdır. Müslümanlığı yegâne kurtuluş yolu gördüğümüzün eşyayı da şahit tutarak insanlığa ilan edilmesidir.

Ezan; okunmuş olduğu toprakları salt toprak olmaktan çıkarır ve İslam yurduna (daru’l-İslam) dönüştürür. Esasında bu dönüşümün gerçekleşmesi, sözle beraber mananın da hâkim olmasına bağlıdır. ‘Allah en büyüktür’ deyip sonra da başka büyükler türetmek ezanın ruhuna aykırıdır.

Üzerinde yaşamış olduğumuz yerler ezanla İslâmî bir kimlik kazanmıştır. Bu kimliğin devamından yana olan müminlerin ezanın anlam alanına göre bir hayatı tercih edip yaşamak suretiyle Allah’ın dinine ve emanetine layık olmaları gerekir.

Okunan ezanların manası bilinmez ve “Allah’ın en büyük” oluşu tercih edilen hayat tarzına yansıtılmazsa yaşadığımız topraklar altımızdan kayar. İslam yurdu olmaktan çıkar. Onun için İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif: “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” demiştir.

Gaflete düşme!

Yurdumuzun üzerinden bu kutsal çağrıyı kesmemek ve kestirmemek için teyakkuz halinde olmamız şarttır. Eğer gaflete düşer ve ideolojik yapılanmaların hâkim olmasına izin verecek olursak dinin temeli olan şehadeti kimse topluma hatırlatmaz. Bu tehlikeyi sezdiği için Şair; her Müslümanın ülkemizde bir nöbetçi olduğunu hatırlatmış ve değil uyumak, şekerleme yapmanın bile kurşuna dizilmeyi gerektiren bir suç olduğuna dikkat çekmiştir.

Çocuk yeni doğduğunda sağ kulağına ezan, sol kulağına da kaamet okunarak tevhit ve nöbet bilinci erkenden verilir. Bu uyarıyı zihninde canlı tutan ve hayatına bu uyarıyla yön veren bir millet, tüm insanlık için örnek bir millet olabilir. Bu anlayışla ezanın dinlenip bu kutsal çağrının gereklerinin yapılması gerekir.

Burada şu hususu yinelemek gerekir. Ezana saygısızlık bir özgürlük değildir. İmanımıza göre bu saygısızlığı yapanlara Allah Teâlâ ahirette cezalarını verecektir. Unutmayalım ki dine, dünyada Müslümanlar ve onların kurumsal yapılarından olan siyaset sahip çıkar. Din emniyetini korumak yöneticilerin görevidir. Eğer hâlâ ezan düşmanları şımarık bir eda ile endam edebiliyorlarsa dinin sahibi yoktur demektir. Ümmet de bir çatışmaya mahal vermeden bu sapıklara karşı teyakkuz hâlinde olmalıdır.

Dr. Mehmet Sürmeli/ DinKulturuAtolyesi.com

DİPNOTLAR

1 Nesai, Ebu Abdurrahman Ahmed b. Şuayb, es-Sünen, Çağrı yay 1981, Ezan, Had. No: 34, c. II, s. 24

2 Ahmed, Müsned, c. IV, s. 340

3 Bak: Maide 5/57-58; Tevbe 9/64-65

4 Müslim, 7, Salât, 10, Had. No: 383, c. I, s. 278

5 Abdurrezzak, Musannef, Had. No: 18716, c. X, s. 172

6 Abdurrezzak, a.g.e, no: 1868, c. I, s. 486

7 Müslim, 7, Salât, 13, Had. No: 386, c. I, s. 290

8 Buhari, 8, Ezan, 159, Had. No: 614, s. 141

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Sen sıradan birisi olamazsın

Bireysel ümmet olmak veya tek başına da olsa cemaat olabilmek. Bu ifade ile kastımız, insanların …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir