Ana Sayfa / Örnek Şahsiyetler / Gönül Dünyamız / Hak aşığı bir bilge; Prof. Dr. Turgut Karabey

Hak aşığı bir bilge; Prof. Dr. Turgut Karabey

Aşk imiş her ne var ‘âlemde
‘İlm bir kîl u kâl imiş ancak

Bayburt asıllı bir ailenin çocuğu olan Turgut Karabey; 07.08. 1944 tarihinde Erzurum’da doğdu. 1969 yılında Atatürk Üniversitesi, Fen- Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Erzincan Lisesi, Malatya Hekimhan Lisesi ve Erzurum Atatürk Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. 1976 yılında mezun olduğu bölüme araştırma görevlisi olarak atandı. Aynı fakültede, 1983 yılında Doç. Dr. Haluk İpekten danışmanlığında “Türk Edebiyatı’nda Tarih Düşürme” isimli tezle doktor unvanını aldı. 1987 yılında yardımcı doçent, 2000 yılında doçent, 2007 yılında profesör oldu. Uzun yıllar Erzurum’da öğretim üyeliği yaptı.

2011 yılında Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne öğretim üyesi olarak nakledildi. 2016 Ağustosunda emekliye ayrıldı; ancak emeklilik yaşının yetmiş beşe çıkarılmasıyla geri dönüş için resmi işlemlerin tamamlanmasını beklemektedir. Evli ve bir erkek, iki kız çocuk babasıdır.

Yazı hayatına öğrencilik yıllarında mahalli gazetelere, şiir ve edebi konularda makaleler yazarak başladı. Çeşitli dergilerde, Türk Edebiyatı’nın başta Klasik Türk Edebiyatı olmak üzere diğer alanlarında da muhtelif yazılar yazdı. Türk Edebiyatı’nı bir bütün olarak göz önünde bulundurarak yazılar kaleme alan Turgut Karabey, okuma ve yazma faaliyetlerine bu noktayı dikkate alarak devam etmektedir. Okumaya çocukluğunda başlayan Turgut Karabey; çevresinde kitap hastası olarak tanınır. Öyle ki Türkiye’deki çoğu kitapçı kendisini tanır denilse mübalağa olmaz. Aşağıdaki fotoğraf, Erzurum Atatürk Üniversitesi’ndeki odasından bir karedir ve durumu ortaya koymaktadır.

“Bir adama bir kitap sattığın zaman, ona yalnız yarım kilo kâğıt, mürekkep ve tutkal satmış olmazsın, ona tamamıyla yeni bir yaşam satmış olursun. Sevgi, dostluk, mizah ve geceleyin denizde dolaşan gemiler, eğer o kitap gerçekten benim anladığım anlamda bir kitapsa, onun içinde bütün gökler ve yer vardır.” der Cemil Meriç. Karabey gerçekten de Cemil Meriç’in anladığı kitaplara meraklıdır ve okuduğu her kitap ona bir gökyüzü açmıştır. Bu yüzdendir ki gönlü de gökyüzü kadar engin ve kuşatıcıdır. Bu kitaplardan faydalanmak isteyenler, Erzurum Teknik Üniversitesi’ne başvurabilir. Karabey, kitaplarını bu üniversiteye bağışladı. 10.000 civarında kitap tasnif edilip ayrı bir bölümde okuyuculara sunulmuş bulunuyor.

Ömrü kitaplar arasında ve son çıkan kitapları takip etmekle geçen Karabey, bu sebepten dolayı eşiyle de kavga ettiklerinden sıkça bahseder. Hatta yeni alınan bir kitabın eve, hanımlara çaktırmadan, nasıl sokulacağı üzerine uzmandır ve bu konudaki tecrübelerini etrafındaki öğrencileriyle paylaşmaktan mutluluk duyar.

Nüktedan bir kişiliğe sahip olan Karabey, mesai arkadaşlarına yaptığı şakalarla da bilinir. Her durumda ve her olayda soğukkanlı ve sabırlı olmayı başarabilen Karabey, derslerde ilk günkü gibi aktif ve heyecanlıdır ve kendi etrafındakilerinin enerji kaynağıdır. Dünyanın neresine giderse gitsin canı sıkılmaz; hemen cebindeki kitabı ve kalemi çıkarır, okumaya ve not almaya başlar.

Teknolojiyle arasının iyi olmadığını her fırsatta dile getiren Hoca’mızın teknolojiyi kusursuz kullandığı bir nokta vardır ki kendisi gibi kitap hastalarını bu durum çok rahatsız eder. Karabey, açık arttırma usulüyle nadir ya da baskısı tükenmiş kitap satan sitelerin müdavimidir; ancak genellikle verilebilecek en yüksek fiyatı verir ve almak istediği kitabı alır. Hatta almayı kafasına koyduğu bir kitap için bir maaşını vermekten çekinmez. Bu yüzdendir ki böyle siteleri kullanan diğer bibliomanlar onu pek sevmez.

Fikri, bilgisi ve idealleri olmayan insanların insanlıktan nasibi olmadığı düşüncesini savunan Karabey öğrencileriyle bağını koparmaz. Hatta yetiştirdiği öğrencilerin neredeyse
tamamıyla bugün dahi görüşmektedir. İdeal sahibi öğrencilerin Hoca’ya armağanı olan ve o dönemdeki bölüm hocalarının resimlerini ihtiva eden tablo, çizimler ve verdiği mesajlar bakımından oldukça dikkat çekicidir.

Turgut Karabey, binlerce lisans öğrencisi yetiştirmesinin yanısıra, pek çok lisansüstü çalışmaya da danışmanlık etmiştir. Ayrıca pek çok lisansüstü çalışmanın da fikir babası ve yol göstericisi olmuştur.

Turgut Karabey Hoca, aynı zamanda akademik olarak oldukça çalışkandır. Uyumlu biri olmasından dolayı ekip çalışmalarının vazgeçilmez paydaşıdır. Özellikle son yıllarda kitap çalışmalarına ağırlık veren Hoca, bunu kendi cümleleriyle “ İnsan yaşlandıkça tûl-i emel artıyor. Duracak vakit yok! Yapmam gerekenler var. Sizin vaktiniz geniş; ancak bana yakında ircî denir. O vakte kadar ne kadar çok iş yaparsak faydamıza!” şeklinde izah eder.

Not: Bu makale Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (ERZSOSDE) ÖS-III: 1-6 [2016] kaynağından iktibas edilmiştir.

Dr. Yusuf Babür/ DinKulturuAtolyesi.com

 

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

İÇLİ SES

Vahdet meyinin cur’asın, mâşuk elinden içmişem Ben dost kokusun almışam, misk-i hıtânı neylerem. Yunus Emre …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir