Ana Sayfa / İyi Haberler / İstikamet Yazıları / Hz Ömer’in Yönetimdeki Başarı Sırları

Hz Ömer’in Yönetimdeki Başarı Sırları

Peygamber Efendimiz sallellahü aleyhi ve sellem’den sonraki raşid hilafet dönemi de siyasette ilkeli davranmayı öne çıkarmıştır. Her ne kadar bazı olaylar olsa da adalet, istişare ve tevhidilik prensipleri her zaman önde olmuştur.

Bu prensipler raşid hilafetin ve yönetimin meşruiyetinin özetidir. Raşid halifeler içerisinde en başarılı dönem olarak, Hz. Ömer radıyellehü anh’ın hilafet yılları gösterilir. Bunda Hz. Ömer radıyellahü anh’ın hilafet yıllarının Hz. Ebubekir radıyellahü anh’ın döneminden daha uzun olmasının da etkisi vardır. Onun başarılı olmasının ana nedenleri Müslüman siyaset ilimciler tarafından araştırılmış ve sebepleri şöyle sıralanmıştır:

1-Hz. Ömer’in bizzat kendisinin geçmişi sabıkasız ve temizdir. Müslüman olduktan sonra kendisini Müslümanların nazarında yıpratacak hiçbir iş yapmamıştır. Ne idari, ne de iktisadi ve hukuki anlamda bir şaibeye adı karışmamıştır. O’nun bu durumunu bilen Resulullah sallellahü aleyhi ve sellem, nasıl onu vitrininin önünde tuttuysa; Hz. Ömer’in kendisi de bu sünneti başta şahsı olmak üzere icra etmiş ve kendisini kirletmemiştir. Ayrıca Hz. Ömer sünnete ittiba ederek idari kadrosuna kirlenmiş, ahlaksız, sabıkalı ve yıpranmış kimseleri dâhil etmemiştir.

2-Özel hayatında ve toplumsal hayatında dengeli davranmıştır. Evinde bir şahsiyet, dışarıda ayrı bir şahsiyet ikilemine düşmemiştir. Rol çatışması yaşamamıştır. Hiçbir zaman söylediklerinin tersini yapmamıştır. Bireysel ve ailevi hayatında sadeliği tercih etmiş ve israfın her türlüsünden kaçınmıştır. Orta halli yaşamış ve devleti keyfi yönetmemiştir. Aile fertlerine de orta yoldan ayrılmamalarını emretmiştir.

3-Yönetimi altındakilere itidalli davranmıştır. Görevlendirdiği kimseleri abartmamış ve İslâm’ın varlığını onlarla mukayyet görmemiştir. Müslümanlar ve diğer tebaa, Halid b. Velit ile zaferi özdeşleştirdiklerinde Hz. Halid’i görevden almıştır. Bunun anlamı; İslâm’ın baki insanların ise fani olduğunu herkese ispat etmektir.

4-Topluma karşı çok merhametli ve şefkatlidir. Hz. Ömer radiyelahü anh, Müslümanlar yemeden kendisi yememiş, onlar giyinmeden kendisi giyinmemiştir. Toplumunun dertleriyle ve kederleriyle hem hâl olmuştur. Dicle’de kurdun kapacağı koyundan kendisini sorumlu tutmuştur. O’nu elinde kılıçla kelle avcısı gibi resmeden anlayışın tarihle ve hakikatle bir alakası yoktur. Cahiliye döneminde kızını diri diri toprağa gömen bu şahıs, Müslüman olduktan sonra bir kuşun kanat çırpmasından rikkate gelip ağlamıştır. Çocukları sevmeyen idarecilerini bile görevden almıştır. Toplumsal refah tabana yayılmadan evine değerli yiyecekler sokmamıştır.

5-Başkalarının içtihatlarını yerine göre kendi içtihatlarına tercih etmiştir. Hz. Ömer radıyellahü anh, kendi içtihatlarını kimseye dayatmamış ve görüşlerini mutlaklaştırarak din hâline getirmemiştir. Sahabenin fakihleri olan Hz. Ali, Hz. Abdullah b. Mes’ud, Ubey b. Kab ve Abdullah b.Abbas’ın içtihatlarına çok önem vermiştir. Hz. Ali radıyellahü anh’ın içtihatlarını tercih ederek zaman zaman kendi içtihatlarını terk etmiştir. Hz. Ömer’in bu uygulamaları, kendini fikirlerini öne çıkarmaktan ziyade başkalarını tercihi öncelediği için siyasal başarısında da etkili olmuştur.

6-Hz. Ömer yönettiği insanların derecelerini çok iyi bilirdi. Bu bilgilenmede İslam öncesi Arap toplumunun sosyal yapısıyla ilgilenmesinin de önemli payı vardır. Hangi insanlar hangi işleri daha iyi yapabilir, konularına vakıf olan Ömer radıyellahü anh yöneticilerini bu bilinçle atamıştır. Atamalarındaki isabet oranının fazlalığı onun siyasal başarısına yansımıştır. Ferasetli olması münasebetiyle kimse tarafından kandırılamamıştır. Görev dağılımında ehliyeti önceleyip başka kıstas kabul etmemesi Halife’nin saygınlığını artırmıştır.

7-Devlet işlerinde çalıştırdıklarını çok iyi bilen Hz. Ömer, kimliği meçhul, günahlara dalan, bidat ve hurafeleri gündem yapan, maddi değerleri önceleyen ve toplumsal nefreti kazanan şahıslara görev vermemiştir. Ayrıca idarecilerini maddi ve manevi açıdan sürekli denetlemiştir. Her hangi bir yolsuzluk veya halk tepkisi olduğunda idarecilerini yenileriyle değiştirmiştir. Yıpranmış adamlarla yola devam etmemiştir.

8-Hz. Ömer’in ilim ve amelde en önde olması siyasal başarısının ana nedenlerindendir. İlmi ve içtihatlarındaki isabeti daha Resulullah sallellahü leyhi ve sellem döneminde tescillenen Hz. Ömer, müçtehit sahabenin başında gelmektedir. İlmin onun üzerinde oluşturduğu vakar ve ağırlık topluma güven ve itaat şeklinde yansımıştır. İçtihatlarında toplumsal maslahatı öncelemiş ve Müslümanların zararına olan davranış ve uygulamalara karşı savaş açmıştır. Bütün bunların neticesinde mü’minler ona güven duymuştur.

9-Hz. Ömer insanlarla çokça istişarede bulunmuştur. Çünkü istişare ilahi bir emir ve Peygamber Efendimiz sallellahü aleyhi ve sellem’in muhkem sünnetidir. İstişare sayesinde halk yönetime katılır ve sorumluluk duygusu tabana yayılır. Herkes elini taşın altına sokmuş olur. Olaylardan anında haberdar olan toplumsal yapı şeffaflaşır. Yönetim istişare sayesinde monarşizme dönüşmediği gibi, yöneten ile yönetilenler arasındaki uçurumlar da karşılıklı samimiyetle kapanmış olur.

10-Hz. Ömer her hak sahibine hakkını adalet ölçüleri içerisinde vermiştir. Onun adalet vasfı ve toplumsal hukuka saygısı kendine karşı bir güven oluşturmuş ve siyasetinin başarı notunu artırmıştır. Hz. Ömer’in dar’u-l İslamında Müslümanlar haklarını aldığı gibi, gayrimüslimler de haklarını tamamıyla almışlar; hiç birisi mağduriyet yaşamamıştır. (Havva, Said, el-Esas fi’s Sünne, c. V. s. 282-3.) Müslüman olmayan vatandaşlarda toplumsal refahtan paylarını fazlasıyla almışlardır.

11-Hayatının standartlarını değiştirmemiştir. Hz. Ömer, halifeliği sırasında Afrika’dan İran’ın fethine kadar geniş bir alana hükmetmiştir. Devlet zenginleyip hazine altınla dolmasına rağmen o lüks içerisinde yaşamayı tercih etmek yerine “garip” veya “yolcu” gibi bir hayat sürmeyi tercih etmiştir. Araştırmacılar hazineden aldığı maaşı bile vasiyet ederek terekesinden ödettirdiğini belirtirler. Bütün bu örnek uygulamalar onu İslâm siyaset tarihinin kutup şahsiyetlerinden biri yapmıştır.

12-Görev dağılımında ehliyet esasına göre hareket edip yakın akrabalarını öne çıkararak siyaset kurumunu saltanata çevirmemiştir. Çünkü siyasette saltanat zalimlere de idarecilik yolunu açabilir. Akrabalarına devletin üst kademelerinde vazife vermekten imtina eden Hz. Ömer, şehadeti anında bile şûra üyelerini belirlerken oğlunu görev almaması kaydıyla gruba dâhil etmiştir. Hayatında her zaman emanete liyakati gözeten Büyük halife, Müslüman siyaset adamlarına çok önemli ilkeler koymuştur.

Yukarıdaki maddelere yenileri eklenebilir ya da daha uzun izahlar yapılabilir. Biz, Allah Resulü’nün başarısının sebeplerinden ve Hz. Ömer’i farklı kılan etkenlerden yola çıkarak davet önderlerimize ve Müslümanca siyaset yapmak isteyenlere hatırlatmalarda bulunduk. Söyleyeceğimiz, Müslümanlar ilkeli siyaset yapmak zorundadırlar.

Bu ilkeler hareketin ve kadronun; tevhidi, adaletli, kadrolu, fıkıhlı, beyatli, gayretli, ahlaklı, kuşatıcı, sürekli, hedefli, istişareli, plânlı, cesaretli, sabırlı, çözüm odaklı, takvalı, salih amelli ve ihlaslı olmasıdır. Bu ilkeler çalışmalara damgasını vurmazsa Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi“Dinin halkaları teker teker kopmaya başlar. İlk kopan halka da mülk/siyaset halkası olur.” (Ahmed, Müsned, c.V, s. 251; Hâkim,Müstedrek, c. IV, s. 528; Heysemi, Zevaid, c. VII, s. 281.)

Dr. Mehmet Sürmeli/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Mustafa Akgül Hoca’yla bir tefekkür yolculuğu

Şubat 2012’de Şehremini mahallesindeki Gül düğün salonunda Şeyh Raşid Camii’nin bir programına katıldım. Programın konuğu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir