Ana Sayfa / İyi Haberler / İrfan Mektebi / Zindanda da sarayda da muhsinlerdendi

Zindanda da sarayda da muhsinlerdendi

Yusuf suresini okurken aynı ayetin iki farklı yerde tekrar edildiğini gördüm; bu da benim dikkatimi celbetti. Bu ayetlerde Hazreti Yusuf aleyhis selam’a hitab ediliyordu. İşin ilginç tarafı bu hitaplar vaki olduğunda Hazreti Yusuf iki farklı konumda idi. Birincisinde zindanda bir mahkûm, ikincisinde ise Mısır’ın azizi idi.

Hazreti Yusuf  küçük bir çocukken birçok sıkıntıya ve zorbalığa maruz kalmıştı. Yaşadığı en büyük zorbalık ise kardeş zorbalığıydı. Bugün psikologlar akran zorbalığı ve arkadaş zorbalığından bahsediyorlar. Oysaki hayatta bazen de kardeş zorbalığını örnekleri görüyoruz. En azından Hazreti Yusuf’un kıssasında bunu görebiliyoruz.

Kardeş zorbalığı

Aynı babadan, kendi kanından ve canından olan kardeşleri, Hazreti Yusuf’a düşmanlıklarını o derece zirveye çıkarmışlardı ki onu öldürmeyi bile düşündüler.. Nitekim kardeşlerinden biri; “Yûsuf’u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tövbe ederek) iyi kimseler olursunuz!” derken bir diğeri de; “Yûsuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız, onu (kör) kuyunun dibine bırakın. Nasıl olsa gelip geçen kervanlardan biri onu bulup alır” demişti. (Bkz. Yusuf, 9, 10)

Onu kör bir kuyuya atmaya karar verdiler. Bu şekilde yaparak vicdanlarını tatmin etseler de kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde kuyuya atarak bir nevi ölüme terk etmiş oldular. Ne zaman ölecek diye de ara sıra kuyuyu kontrol ediyorlardı. Sonra da sahte gözyaşları içinde babalarına gidip “Yusuf’u kurt yedi!” dediler. Ve bu şekilde onu babasından koparmayı başardılar.

Rabbine sığındı

Mısır’da köle olarak satılan Hazreti Yusuf, anadan, babadan ve sıladan uzak büyüdü. Azizin sarayında seçkin bir kişi olarak dikkatleri üzerine çekti. Aynı zamanda azizin karısı Züleyha da ona önce hayran sonra da âşık olmuştu.

Züleyha Hazreti Yusuf’a ahlaksız bir teklifte bulunmuş, Hazreti Yusuf ise bunu reddetmişti. Üstelik Züleyha’nın bulunduğu yer yedi oda ve yedi kapı ardında, her bir kapıda bir görevli ile korunan gizli bir yerdi. Kimsenin görmediği bu yerde günaha davet edilen Hazreti Yusuf bu büyük günahtan Rabbi’ne sığınmıştı.

Günah yolunu tercih etmediği halde, bir iftira ile zindana atıldı. Fakat dilinde şükür ve hamd hiç eksik olmadı. Önce esir, sonra köle, şimdi de bir mahkum olmuştu. Zindanda bulunan diğer mahkûmlar ona; “İnna nerake minel muhsinin” yani “Muhakkak ki biz seni muhsinlerden/ iyilerden görüyoruz!” gibi ifadeler kullanıyorlardı. (Bkz. Yusuf, 36)

Aradan yıllar geçtikten sonra Hazreti Yusuf aleyhis selam zindandan çıktı ve Mısır’da azizlik makamına kadar yükseldi. Zindanda mahkûmların gönlünü kazanmayı başardığı gibi, yöneticiliğinde de Mısır halkının kalbini kazandı.

Kralın gördüğü rüyayı isabetli yorumlaması neticesinde halkın kıtlık yıllarını en az zararla geçirmesine sebep oldu. Bu sayede onların teveccühünü kazandı. Hatta ünü ülke dışına kadar taşmıştı. Kenan diyarına da varmış olacak ki kardeşleri ondan erzak istemek için Mısır’a gittiler. Mısır’ın azizine; “Muhakkak ki biz seni muhsinlerden/ iyilerden görüyoruz!” (Bkz. Yusuf, 78) diyen bu sefer bizzat kardeşleri olmuştu.

Demek ki Hazreti Yusuf zindandayken de saraydayken de Muhsinlerdendi…

İşte bu ümmeti geleceğe taşıyacak olanlar, Yusuf aleyhis selam gibi zindanda da sarayda da olsa ihsan kıvamında yaşayıp, “Vallahü yuhibbul muhsinîn” yani “Allah Muhsinleri sever” (Ali İmran, 148) sırrına erenlerdir.

Malı mülkü, makamı, şöhreti bulduktan sonra muhsin kalabilenlere ne mutlu!

Murat Arslan/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda dinkulturuatolyesi

Şunlara Gözat

Kendi Dilinden İmam Süyûti

Suyûtî, Hüsnü’l-Muhâdara kitabında, kendisinden önceki hadis imamlarının da yaptığı gibi kendi hayatını geniş bir şekilde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir